Tarım, İnsan Hayatını Nasıl Etkiledi?
Murat Dinçer Çekin
Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi
Sağlık Politikaları Anabilim Dalı
Göçebeler mevsimlere veya ekonomik şartlara göre sürekli yer değiştirirler, ekip biçmezler. Konargöçerler yazın yaylak, kışın kışlak alanlara göç ettiklerinde tohum ekerler ve ertesi yıl oraya yeniden geldiklerinde hasat ederler. Konargöçerlerin çiftçiliği 100 bin yıl kadar önce başlamış olabilir. Filistin’de 23 bin yıl önceye ait oraklar bulundu. Bereketli Hilal’de 13 bin yıl önce başlayan tarım 4 bin yıl önce bütün kıtalara yayılmıştı.
Avcı-toplayıcıların besin temin etmek için harcadığı zaman, çiftçilerin aynı miktarda besin elde etmek için harcadıklarından azdır. Saat başına elde edilen besine göre, tarım daha az üretken, daha zahmetlidir. Tarımla birlikte diş çürüğü, anemi, raşitizm, iskorbüt, bağırsak kurdu sık görülmeye başladı. Verem, çiçek, kızamık, boğmaca, grip, sıtma.. gibi enfeksiyon hastalıkları büyük gruplar halinde yaşayan hayvanlar arasında yayıldıktan sonra, büyük gruplar halinde ve hayvanlara yakın yaşayan insanlar arasında yayıldı. Avcı-toplayıcılara göre çiftçiler daha az çeşit besin aldılar, boyları kısaldı. Dünyanın zengin bölgelerinde daha sonra boy uzayarak avcı-toplayıcı boyuna erişti.
İnsanlar daha az çeşit besin elde etmek için daha çok çalışsa da tarımın avantajları vardı. Nüfus artıyor, kaynaklar yetersiz geliyordu. Tarım için yerleşmek de nüfusu arttırıyor, tarımı teşvik ediyordu. Göçebe kadın en fazla bir çocuk taşır; yerleşik hayatla doğum aralıkları azalır, nüfus artar. Çocukların tarımın getirdiği hastalıklardan ölmesi de doğum hızını arttırır. Tarım yapmak için, avcı-toplayıcılar için gerekenden daha az arazi yetiyordu. Farklı coğrafyalar tarıma farklı zamanlarda geçti. Bir yandan da göçebelik sürdü.
Evcilleştirme, Melezleme, Islah
Evcilleştirme; bir hayvan veya bitki türünü belli özelliklerine göre seçme, sadece o özelliğe sahip olanların üremesine izin verme, yani doğal seçilim sürecine yapay seçilim yoluyla müdahale etme ve o hayvan veya bitkiyi yabani atalarından farklılaştırmadır. Ehlileştirme ise evcil olmayan bir hayvan türünü insanların yakınında bulunmaya alıştırma veya faydalanmak için yakınında tutmadır.
Melezlenme veya melezleme (hibridizasyon); genotipleri farklı iki bireyin doğal veya yapay olarak döllenmesi veya tozlanması ile genetik bir müdahale olmadan farklı hayvan ve bitkiler elde edilmesidir. Melez canlı üreyebilir veya üremeyebilir. Islah; bir hayvan veya bitki türünün verim özelliklerinin insan ihtiyaçları doğrultusunda iyileştirilmesidir.
Kabaca, hayvanların %10'unun, bitkilerin %25'inin en az bir tür ile melez oluşturduğu tahmin edilmektedir. Mantarlar da evcilleştirilmiş, peynir gibi süt ürünleri ve antibiyotik gibi ilaçların üretiminde kullanılmıştır. Melezleme ve ıslah bir yandan yeni çeşitlerin ortaya çıkmasını sağlarken, bir yandan da bazı çeşitlerin seçilim sonucu kaybolmasına yolaçar. 'Doğal Seçilimle Evrim' teorisi yapay seçilim dikkate alınarak ortaya atılmıştır.
İnsanoğlu 40 kadar hayvan türünü evcilleştirmiştir. Bunun on-yirmi katı hayvanı da ehlileştirmiştir. Binlerce hayvan ırkı geliştirilmiştir. Evcilleştirmek için tercih edilen özellikler; hayvanın gıda verme veya iş görme açısından faydalı olması, -saldırmaması ve az besin tüketmesi için- otçul olması, -yapay seçilimi de kolaylaştıracağı için- yavrunun hızlı büyümesi ve birkaç yılda erişkinleşmesi, çevreye uyumlu ve kapatılabilir olması, kolayca korku-telaşa kapılmaması, topluluk halinde yaşamaya uygun ve öğrenmeye yatkın olmasıdır.
Evcilleştirme 17-15 bin yıl önce köpekle başlamıştır. Uzun süren melezleme çalışmalarıyla, artık mevcut olmayan gri kurttan 400 kadar köpek ırkı üremiştir. Avın yerini gösterme, vurulmuş hayvanı bulup getirme gibi farklı özelliklere sahip farklı köpek ırkları geliştirilmiştir. Bugün yaygın olarak görülen bazı köpek ırkları son birkaç yüzyılın ürünüdür.
İnsanoğlu 270 kadar bitki türünü evcilleştirmiştir. Binlerce bitki ırkı geliştirilmiştir. Yabani bitkiler kültüre alınınca proteinleri oran olarak azalmış, karbonhidratları artmıştır. Sanayileşme ile birlikte bitkilerin rafine edilerek posa ve kabuktan arındırılması gıda değerlerini daha da düşürmüştür. Günümüzde 120 bitkinin geniş tarımı yapılmakta; buğday, pirinç ve mısır bitki kökenli gıdanın yarısını karşılamaktadır.
Buğday
Yabani buğday Bereketli Hilal denen bölgede bol bulunuyordu ve tadı güzeldi. Ancak gövdesi dayanıksızdı; uzun sapları kolay kırılıyor, fazla besin tüketiyor, kabuğu açılıp taneleri (tohumları) etrafa saçılıyor, bu da yetiştirmeyi güçleştiriyordu. Tohumlarını saçmayan buğdaydan toplanan tohumlar ekildi. Yüzyıllar içinde bu türün hakimiyet kazanması sağlandı. Tohumları daha çok, daha iri, aynı anda olgunlaşan, rüzgarla etrafa saçılmayan ve ziyan olmayan türler yetişti. Zamanla, kısa saplı, hastalıklara dirençli, farklı yüksekliklere uyumlu, verimi yüksek buğdaylar üretildi. Bugün dünyada 25 bin farklı buğday çeşidi bulunmaktadır.
14 kromozomlu kavuzlu siyez buğdayının tarımı 13 bin yıl önce tarımı başladı. Siyez buğdayı verimli değildir, günümüzde hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. İçinde daha fazla glüten bulunmaktadır. Yüzbinlerce yıl önce iki 14 kromozomlu buğdaydan melezlenmiş olan ve siyez buğdayıyla aynı zamanda tarımı başlayan 28 kromozomlu kavuzlu gernik buğdayı ile 8 bin yıl önce tarımı başlayan kavuzsuz durum buğdayı makarnalık buğday sınıfına girmektedir. 9 bin yıl önce 14 kromozomlu tesbih buğdayı ile 28 kromozomlu gernik buğdayının melezleşmesinden ortaya çıkan ve 8 bin yıl önce tarımı başlayan 42 kromozomlu kavuzsuz ekmeklik buğday ise bugün dünyada tüketilen buğdayın %95’ini oluşturmaktadır.